RESSAM KEMAL ÇELİK’TEN SEYİT ONBAŞI MÜZESİNE ANLAMLI HEDİYE

RESSAM KEMAL ÇELİK’TEN SEYİT ONBAŞI MÜZESİNE ANLAMLI HEDİYE

Nisan 20, 2021 Kapalı Yazar: Özlem KIRGEL

Resim sanatına gönül veren Kemal Çelik, Çanakkale Zaferi kahramanı Koca Seyit’in torunu Muhammet Yıkar’a ve müzeye yaptığı resmi hediye etti.  Havran gezimiz sırasında karşılaştığımız Ressam Kemal Çelik ve Mobilya ustası Kıvıcık Usta ile bölgeye ziyaretleri hakkında konuştuk.

Kemal Çelik, Türkiye tarihini ve doğal güzelliklerini resmeden özel çalışmaları ile tanınıyor.

Artvinli ressam Kemal Çelik 1959’dan beri Ankara’da yaşamış Ulus Pirinç handa kurduğu resim atölyesinde Ankara Kalesi ve çevresinde uzun yıllar çalışmalarını sürdürdü.

Resim sanatına gönül veren Kemal Çelik Havran Koca Seyit müzesi ve anıtını ziyaret etmiş onu etkileyen Çanakkale kahramanı Seyit onbaşıyı torunundan dinlemiş. 60 yıldır resim yapan Kemal Çelik, Güzel ülkemin tarihi ve doğal konularını işlemeyi amaç edindim. 70’e yakın il dolaştım. 1000 kadar resim yaptım dünyanın her tarafını dolaştım. Çok şanslıyım ki 7 sene önce Akçay’da bir evimiz oldu.   Gelibolu yarımadasını dolaştım. Kaz Dağlarını dolaştım. Gelibolu’yu dolaşırken her adım atışımda ürperdim hangi şehidimizin saçlarını çiğniyoruz, diye konuştu. Sözlerine devam eden Çelik, Tarih okuyanlar bilir. Tarih hiçbir millete Kurtuluş savaşı kadar önemli bir zafer nasip etmemiştir. Hepsini resimlemekte bana nasip oldu. Memleketimiz güzel insanlarımız güzel dünyanın en mutlu mesleğini icra ediyorum.

Kemal Çelik yaptığı suluboya resmi Seyit Onbaşı Müzesine armağan etti. Seyit Onbaşı’nın torunu Muhammet Yıkar’a verdi.

Kemal Çelik,  Seyit Onbaşı Müzesine daha önceki ziyaretinde fotoğrafını aldığı anıt heykelin suluboya resmini yapıp hediye etti. Seyit Onbaşının Torunu Muhammet Yıkar’ın karakalem portresini yapan Çelik anlamlı hediyeleri takdim etti.  Kemal Çelik, Tarih okuyanlar bilir, Koca Seyit bir savaşın şeklini seyrini değiştirdi. Onun anıt mezarını ziyaret ederken çok mutlu oldum. Değerli dostum mobilyacı ustası Kıvırcık usta ile burada olmaktan mutluyum.  Buradaki Atatürk ve Koca Seyit heykelinin tablosunu yaptım ve hediye olarak getirdim. Buranın görevlisi Koca Seyidin torunu Muhammed Bey’e kendi portresini hediye ettim bu tabloyla beraber. Burada olmaktan gerçekten mutluyum.

Seyit Onbaşının Torunu anlamlı hediyeleri için Kemal Çelik’e teşekkür etti.

Resimleri teslim alan Muhammet Yıkar, Bu anlamlı hediye için Kemal beye çok teşekkür ediyorum. Benim karakalem portremizde yaptığı için ayrıca teşekkür ederim.  Diyerek takdirlerini sundu.

Bölgede çalışma Yapan Mobilya ustası Namı diyar Kıvırcık Usta Bölgede yaptığı çalışmalar hakkında bilgi aldık.  

Havran’da çalışmalarını yürüten Ankara’nın ve Ankara Kalesinin tanınan zanaatkârı Kıvırcık Usta mesleki bir geleneği yaşatmak adına çalışmalarını yürüttüğünü dile getirdi. Kıvırcık usta, yok olan sanatları ve sanatkârlarımızı bir araya getirmek ve gelecek kuşaklara gelecek nesle bilgi birikimimizi aktarmak için çalışmalar yürüttüğünü, her ilde ve ilçede usta zanaatkârlar olduğuna dikkat çekti.

Yıllardır hayali olan bir amaçla yola çıkan Kıvırcık Usta Geleneksel sanat Ustalarını buluşturacak projesine Havran’da başlıyor.   

Kıvırcık Usta çalışmalarını Havran Koca Seyit Köyünden başlattığını duyurdu. Kıvırcık Usta, Yıllardır hayalim olan, küskün sanatkârları tekrar atölyeye döndürmek, mobilyacısından marangozundan döşemecisinden başlayıp nalbandına kadar tüm sanatkârları tekrar hayata ve sanata döndürmek, diyen Kıvırcık Usta gezdiği şehirlerde karşılaştığı sorunlara değindi. Aldığı dönüşler doğrultusunda projesini tam kapsamlı başlattığını duyurdu.

Koca seyidin Torunu Muhammed Yıkar’dan Seyit Onbaşıyı dinledik. Bizlere Çanakkale’de destanlar yazan kahraman Seyit Onbaşını yaşantısını anlattı.

Muhammed Yıkar, Koca Seyit benim büyük dedem. Kızı benim babaannem Ninem Koca seyidin ilk çocuğu Koca Seyit 9 yıl askerlik yapmış Sağ olarak dönüyor ve 13 günde tamamlamış buraya gelişini. Çanakkale’den buraya 13 günde gelmiş. Yaya yürüyerek köyüne gece ulaştığı için direk evine gitmemiş, demiş ben bu köyden çıkıp gideli 9 yıl oldu.

Belki benim hanım başka biriyle evlidir diye sabah aydınlanana kadar evine bakıyor. Sabah aydınlandığında evinden girip çıkan olmayınca hanımının ismini seslenerek evine yaklaşıyor. Şimdi evler 3 – 5 göz o zamanlar tek göz ev. Annesinden evveli benim nenem kapıya çıkıyor. Bakıyor ki yabancı biri. Ana, demiş bizim kapının önünde saçlı sakallı biri var; ama bizim köyden değil. Ben ondan korktum. Hanımı da gelip kapıya bakıyor. O bile birden inanamıyor. Bakıyor ki kocası… Demiş, Seyit hoş geldin; ama biz sen öldün diye şubeden öldü kağıdını aldık. Hayır, demiş ölmedim. Sağ salim döndüm. Bu sefer hanımına diyor ki kapıdan bakan çocuk kimin çocuk bizim çocuğumuz. İçeri girince çocuğu korkutma. Babaannem derdi bir müddet korkup kucağına oturamadım. Çünkü 9 yıl görmemiş. Mütevazı bir şekilde yaşamış. Bir gün dağa bir gün oduna bir gün odun satmaya gidermiş. Çobancılık yapar hayatını devam ettirirmiş.

11 yıl sonra Atatürk Havran’a gelmiş 1929 – 1930 yıllarında. Yol açılışı için geldiği Havran’da Atatürk Seyit Onbaşı’yı sormuş. Bir seyit Onbaşı olacaktı. Benim onu görmem lazım. Bilse gösterecek ama bilmediği için tedirgin oluyor. Acaba Seyit Onbaşı kim ve bir gece misafir kalıyor. Ertesi sabah Edremit’ten şubeden ismi öğreniliyor, Seyit Onbaşı nereli. O zamanlar bizim köyün ismi Manastır diye geçiyordu. İkinci ismi Çamlık, üçüncü ismi 1990’dan bu yana Kocaseyit köyü diye geçiyor. Seyit Onbaşı için Manastır köyüne iki jandarma görevlendiriliyor.  Sabah çıkan jandarmalar köye akşamüstü geliyor; ama geldiğinde Koca Seyit evinde değil, dağa kömüre gitmiş. Hanımını buluyorlar.  Hanımına diyorlar ki Seyit Onbaşı nerede? Hanımı kömüre gitti dese kaçak zabıt tutulup mahkemeye verilecek diye Seyit Onbaşı keçi çobanı demiş. O zaman askerler demiş ki bizi Paşa saldı. Geç de olsa biz onu görmeden gitmeyeceğiz ve akşam karanlık basınca Seyit Onbaşı evine kömürle yaklaşıyor.

Kapıda bekleyen jandarmaları görünce, ah demiş dağdan kaçıra kaçıra iki çuval kömür getirdim. Evin önünde zabıt tutulup mahkemeye verileceğim. Askerler demiş ki Seyit kaçma. Kaçmak yok asker ağa dağdan yeni geliyorum. Suçum ne, niye kapıda bekliyorsun? Seni paşa çağırıyor demişler. O zaman demiş ki ben paşanın yanına nasıl giderim. Ayağımdaki çarık yırtık üstüm başımda paşaya layık değil. Oraya kadar da tren param yok. Ben paşanın yanına gidemem. Hayır demişler Paşa Ankara’da değil. Dün Havran’da yol açılışındaydı. Bugün seni görmek için kaldı. O zaman demiş ki hemen gidelim.

Buradan Havran 12 km yayan devam gece yola varıyor. Vardığında ilk evvel Nahiye Müdürü görüyor. Çünkü sabah paşanın yanına götürecek. Bakıyor hâl perişan. Sabah paşanın yanına böyle nasıl götürürüm, paşa bana ne der. Geceden bir berber buluyor, tıraş yaptırıyor. Sabah Nahiye Müdürü kendi ceketini giydiriyor. Koca Seyit Uzun boylu olduğu için Nahiye Müdürünün ceketi küçük gelmiş fakat o şekilde onu götürmüş. Demiş, paşam hoş geldin. Paşa demiş, asıl Seyit sen hoş geldin. İki gündür seni bekliyordum nerdeydin. Paşam dağda keçi çobancılığı yapıyorum. Haberini aldım anca gelebildim. Başka ne iş yapıyorsun? Bir çift öküzüm var çiftçilik yapıp idare ediyorum. Ve sohbet ederken Atatürk demiş ona Seyit sen savaşın kaderini değiştirdin ama orada çift tayın istiyorum dedin iki gün yedin üçüncü gün arkadaşımın hakkı diye geri iade yaptın. Şimdi ben buraya gelmişken sana maaş bağlayayım da gideyim, diyen Atatürk’e Seyit Onbaşı, Hayır paşam biz o an görevimizi yaptık demiş maaş istememiş. Sohbet bitiyor.

Paşam, demiş senden benim tek bir ricam olacak. Söyle seyit. Benim yaptığım iş biraz kanuna aykırı. Ne iş yapıyorsun demiş dağda çobancılık yapıyorum ama keçinin arkasında odun topluyorum. Odundan da kömür yapıp havranda aşçılara kaçak satıyorum. Senin emrinle demiş dağdaki askerlere söylesen benim önüme geçip elimdeki baltamı almasalar. Ben rahat çalışsam maaş da istemem. Nahiye müdürüne söylemiş, dağda ormanda odun toplamsına izin verilmiş. Beli bir dönem sonra kaderine terk edilmiş. Zeytinyağı fabrikalarında çalışmış. Bir kış dönemi zaatüre geçiren Seyit Onbaşı 50 yaşında vefat etmiş. 21 yıl Havran’da son yıllarını yaşamış.

Balıkesir’in Havran İlçesinde Sayit Onbaşı Köyünde yer alan Seyit Onbaşı Müzesini ziyaret edip torunu ile sohbet edebilirsiniz. Çanakkale’de destan yazan ecdadımızın hikayesini bire bir dinlemek ve anıtını gezmek mümkün

Tıkla Paylaş!