ÇEVRE, İKLİM VE EKONOMİ

ÇEVRE, İKLİM VE EKONOMİ

Mayıs 8, 2022 1 Yazar: Cansu ÇİÇEK

İklim değişiyor, insan değişiyor, ekonomi değişiyor.

Son yüzyılda insanlık daha hızlı değişime ve gelişime yön veriyor. Dünyada yaşanan malum süreç hızlı olunca bu değişimde iklimi çevreyi ve ekonomiyi hızla değiştiriyor. Yağış düzeninde hava sıcaklıklarında ve mevsimlerde kaymalar ortaya çıkıyor. Bunun geçici bir olgu mu olduğu yoksa küresel ısınmanın yarattığı bir sonuç olarak kalıcı bir durum mu olduğunu henüz bilmiyoruz. Fakat dünya üzerinde yaşanan çevre koşuları ve sanayileşmenin getirdiği hızlı gelişim, dönemsel anlaşmalara ve insanlığın büyük önlemler almasının gerekliliğini gösteriyor. Bu değişimlerin kalıcı olması durumunda en fazla etkileyeceği ülkeler gelişmekte olan ve kırılgan ekonomilerin üzerinde etkisini gösterecek.

Ülkemizde 1970’li yıllardan itibaren sanayileşmeye paralel olarak, çevre sorunları ortaya çıkmaya başlamış ve son yıllarda bazı yörelerde bu sorunlar önemli boyutlara ulaşmıştır. Sanayinin neden olduğu kirlilik genellikle yatırımların büyüklüğünden çok, yatırım planlaması ve yer seçimindeki eksikliklerden kaynaklanmaktadır. Sanayileşme bir yandan verimli tarım arazilerini kuruluş yeri olarak kullanmakta, diğer yandan da bu tesislerden çıkan çeşitli atıklar hava, su, toprak, gürültü ve radyasyon kirliliği vb. sorunlara neden olabilmektedir.

“Çevre sorunları nelerdir? Günümüzdeki en önemli çevre sorunları hangileridir?

İnsan Kaynaklı: çöpler, egzoz gazları, kontrolsüz ağaç kesimi, gürültü kirliliği, görüntü kirliliği, yere tükürme, su kirliliği, toprak kirliliği.

Sanayi Kaynaklı: küresel ısınma, bacalardan çıkan dumanlar; fabrika atıkları, ozon tabakasındaki incelme (nedeni; parfümler, fabrika dumanı vb…), atık maddeler (pil, naylon poşet, plastik, cam, petrol vb…), teknolojinin verdiği zarar, gemi atıkları, asit yağmurları, sera etkisi,su kirliliği, toprak kirliliği ve toprak zenginliğinin kaybedilmesi.

 Doğa Kaynaklı: erozyon, depremin etkileri, nesli tükenen canlılar, gübre kokusu.

“Çevre sorunlarının insan sağlığı üzerindeki etkileri nelerdir?’’

 Kanser,  radyasyondan kaynaklanan sorunlar, gelişim bozuklukları sonucu sakatlık, bağışıklık sisteminin zarar görmesi, mikrop kaynaklı hastalıklar, bulaşıcı hastalıklar,  hijyenik olmayan ortamlarda üretilen yiyeceklerden kaynaklanabilecek hastalıklar, Hepatit B, veba hastalığı,  mikrobik durumlar böceklerden bulaşan hastalıklar, nefes almakta zorluk, solunum yolu sorunları astım, zatürre,  vücut yaraları, ciltte lekelenme, aşırı sıcakta enzimlerin çalışmaması zehirlenme, mide bulantısı, baş ağrısı.

“Çevremizi korumak ve çevre kirliliklerini ortadan kaldırmak için neler yapabiliriz?”

Ağaç dikilmeli, nesli tükenmekte olan canlılar korunmalı, ekosistemler korunmalı, insanların eğitimi ve cezalandırma, su tüketimini azaltma, elektrik tüketimini azaltma, yerlere çöp atılmaması, fabrika atıklarının uygun yerlere dökülmesi, uygun yerlere çöp kutusu yerleştirilmesi, radyasyon yayımının önlenmesi, atıklara çözüm yolu bulunması, bacalara filtre takılması, sera etkisinin azaltılması, ozon tabakasına zarar veren maddelerin kullanılmaması, doğalgaz kullanımının yaygınlaştırılması.

Çevre eğitiminde insanların  çevreyi canlı ve cansız varlıkların uyum içinde yaşadığı bir yer olarak algılamaları için doğada cansızların rolüne de dikkat çekmeli ve çevremizdeki her şeyin bir biri ile etkileştiğini gözlemeleri ve anlamaları sağlanmalıdır.Çocuklara insanın çevreye olumlu etkisini de tanıtmak yararlı olabilir. Değişik çevre örgütleri, çevrebilimciler gibi birçok kişi, kurum ve kuruluş çevreyi korumak ve şehir ve bölge planlama uzmanları ise insan yapımı çevreyi daha kontrollü yapılandırmak için çalışmaktadırlar. Bu ve benzeri çevreye olumlu insan etkileri de medyada belgeseller yoluyla tanıtılabilir.

Anadoluyu tarih boyunca kuraklık nasıl etkiledi?

https://tr.wikipedia.org/wiki/Hititler

Anadolu’da büyük bir imparatorluk kurarak zamanın en büyük imparatorluğu olan Mısır’ı Kadeş savaşında dize getirmiş olan Hitit İmparatorluğu’nun egemen olduğu M.Ö. 1650 ile M.Ö. 1200 arasında Karadeniz’den başlayarak Ege’ye kadar boylu boyunca Anadolu’yu geçerek uzanan Karaağaç ormanlarının var olduğu biliniyor. Bu ormanlar M.Ö. 1200’lerde tümüyle yok olmuş. Hititlerin yıkılış nedeni de aynı tarihe denk geliyor. O tarihlerde uzun süren bir kuraklığın Anadolu’yu esir ettiği biliniyor.

 Hititler Kadeş savaşından sonra dostluk antlaşması imzaladıkları Mısır’dan yardım istemişler. Dönemin Mısır Firavunu Merneptah şunları yazdırmış tapınakların duvarlarınaHatti ülkesine gemilerle tahıl yolladım.” Bu geçici bir kuraklık dönemiydi ve Anadolu’da sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Küresel ısınmayla birlikte bu kuraklıkların süreklilik gösterme olasılığı büyüyor.

İster küresel etki olsun, isterse de onun dışında oluşmuş bir uzun süreli kuraklık söz konusu olsun bu iklim değişikliğinin Türkiye’yi son derecede olumsuz etkileyeceğini söylememiz mümkün. Yapılan araştırmalar Türkiye’nin çölleşmeye gidiş sürecinde olduğunu ortaya koyuyor. Bunun ekonomimize önemli etkileri olacak.

‘Ekonomide köklü değişim yeni dünya şekilleniyor ’

Ekoiklim Zirvesinde ele alınan ekonomik dönüşümler: En çok su kullanan sektörler üzerinde ilk sırada organize sanayileri ve tekstsel ürünleri alt yapılarının su kullanımı ve suyunun dönüşümü üzerinde çalışmalara öncelik verilmesi, elektrik maliyetlerinin düşürülmesi, enerji tedarikinde daha yeşil dünyaya öncelik verilmesi ele alındı.

Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın birçok ülke için bir büyüme modeli olduğu söylendi.

Mutabakat kapsamında sınırda karbon vergisi uygulaması hayata geçtiğinde Türkiye’nin üretim ve ticaret alışkanlıklarının değişecek bu süreçte karbon ve su ayak izinin tespit edilmesi konusu önem kazanacak. Su tüketimi ve daha fazla karbon üretimi azalacak. Neden olmadığımız emisyondan kaynaklanan dezavantajlar avantaja dönüşecek. Bunun yanında bu süreçte, Türkiye ile AB arasında yüksek düzeyli iklim değişikliği diyalog mekanizması oluşturuldu. Özel sektörde bu konuda iklim finansmanı çevresinde yeşil kredi, yeşil fon,yeşil sürdürülebilir tahvil seçenekleri sunuluyor. Bunların yapılması mevzuat ve zaman gerektiriyor. Bu dönüşüm için de finansman ilk sırada.

Avrupa Birliği’nin (AB) Temmuz 2021’de Yeşil Mutabakat  programı çerçevesinde aldığı karara göre, ithal ürünlerin karbon içeriklerine göre vergilendirilmesini öngören Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması hayata geçecek. Türkiye’de Sınırda Karbon öncelikli sektörler  alüminyum, çimento, elektrik, gübre ve demir-çelik için uygulanacak.

Karbon vergisinin uygulandığı ülkelerde üreticiler ve kuruluşlar, faaliyetleri dolayısıyla sebep oldukları sera gazı emisyonlarının ve çevreye verdikleri zararın tazminatı olarak belirlenen vergi miktarını ödemekle yükümlü.

Dünya genelinde karbon emisyonlarını azaltma hedefi olan ve aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 110 ülke bulunuyor. AB gibi karbon azaltım hedefini yasal olarak bağlayıcı hale getiren ülkeler arasında Birleşik Krallık, Japonya, Çin, Güney Kore ve Yeni Zelanda bulunuyor.

Karbon vergisi ve emisyon ticaret sistemi karbon fiyatlandırması için tanımlanan iki farklı piyasa aracı olarak karşımıza çıkıyor. İklim krizine neden olan karbondioksit ve diğer sera gazlarının azaltılması hedefi doğrultusunda geliştirilen karbon vergisi ve emisyon ticaret sistemi, halihazırda birçok ülkede uygulanıyor ve bu iki piyasa aracı birbirlerini tamamlayıcı nitelik taşıyor. Hem ETS hem de karbon vergisi; sera gazı emisyonlarını azaltırken, üreticilerin, tüketicilerin ve yatırımcıların davranışları üzerinden çevresel, ekonomik ve sosyal fayda sağlamak ve iklimle ilgili çalışmalar veya diğer alanlara yapılan kamu harcamalarını desteklemek için kullanılacak bir devlet geliri sağlama amacını taşıyor.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi taraflar konferansında 195 ülkenin onayıyla kabul edilen Paris Anlaşması, iklim değişikliğine karşı küresel çapta verilen mücadelede tarihsel bir dönüm noktasıdır. Anlaşma, aynı zamanda ‘2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’ çerçevesinde, daha istikrarlı, daha sağlıklı bir gezegen, daha adil toplumlar ve daha canlı ekonomilerin olduğu bir dünya bırakmak adına da önemli bir fırsattır.  Anlaşma, küresel ölçekte temiz enerjiye geçişte tüm dünyaya yol gösterecek. Söz konusu geçiş, ilgili tüm politik kararlarda, iş ve yatırım davranışlarında değişikliğe gidilmeyi zorunlu kılıyor.

Paris Anlaşması

Ülkemiz ise Paris Anlaşması’nı, 22 Nisan 2016 tarihinde, New York’ta düzenlenen Yüksek Düzeyli İmza Töreni’nde 175 ülke temsilcisiyle birlikte imzalamıştır. Anlaşma, sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun ortadan kaldırılması bağlamında geliştirmeyi hedeflemektedir.

Anlaşmanın uzun dönemli hedefi,  sera gazı emisyonlarının tavan yaptığına ve yüzyılın ikinci yarsında iklim sorununun çözülmesi gerektiğini dikkat çekerek, mümkün olan en kısa sürede uygulanması gereken küresel bir eylem planı ortaya koymaktadır.

Anlaşma’nın temel özellikleri:

  Küresel ısınmayı sanayi devrimi öncesine göre 2°C’nin oldukça altında tutan ve hatta 1.5°C ile sınırlamayı amaçlayan uzun vadeli bir hedefi vardır.  Anlaşma, tüm paydaşlara, yatırımcılara, işletmelere, sivil toplum örgütlerine ve politika yapıcılara temiz enerjiye küresel olarak geçişin vazgeçilmez olduğuna ilişkin açık bir mesaj yollamaktadır.

 İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı uyum kabiliyetinin ve iklim direncinin arttırılması; düşük sera gazı emisyonlu kalkınmanın temin edilmesi ve bunlar gerçekleştirilirken, gıda üretiminin zarar görmemesi diğer bir temel hedef olarak belirtilmektedir. Son olarak, düşük emisyonlu ve iklim dirençli kalkınma yolunda finans akışının istikrarlı hale getirilmesi hedefler arasında yerini almaktadır.

Türkiye, her ne kadar Kyoto Protokolü’nün emisyon ticaretine konu olan esneklik mekanizmalarından yararlanamıyorsa da bu mekanizmalardan bağımsız olarak işleyen, çevresel ve sosyal sorumluluk ilkesi çerçevesinde kurulmuş Gönüllü Karbon Piyasası’na yönelik projeler uzun süredir geliştirilmekte ve uygulanmaktadır.

Türkiye ve Diğer Ülkelerin Sera Gazı Emisyonlarının Karşılaştırılması

Kişi Başı Emisyon Miktarı (AKAKDO Hariç, tCO2/kişi)

Sonuç;

Kaynak 1 : http://www.eea.europa.eu/data-and-maps/data/data-viewers/greenhouse-gases-viewer
Kaynak 2: http://stats.oecd.org/
Kaynak 3: http://data.worldbank.org/indicator/EN.ATM.CO2E.PC/countries?display=default

Türkiye, her ne kadar emisyon ticaretine konu olan esneklik mekanizmalarından yararlanamıyorsa da bu mekanizmalardan bağımsız olarak işleyen, çevresel ve sosyal sorumluluk ilkesi çerçevesinde kurulmuş Gönüllü Karbon Piyasası’na yönelik projeler uzun süredir geliştirilmekte ve uygulanmaktadır.

Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.”Su, enerji, toprak ve orman gibi kaynaklar, ülke ekonomilerinin temellerini oluşturmaktadır. Ülkemizde ve tüm dünyada yaşayan birçok insanın geçim kaynağı da bu kaynaklara bağlıdır. Türkiye’de sera gazı emisyonu son on yılda iki kat artış göstermiştir. Bununla birlikte Türkiye iklim değişikliğinin etkilerine maruz kalan en hassas bölgelerden birinde yer almaktadır. Bu yüzden iklim konusunda diğer yerler ile

karşılaştırıldığında Türkiye için yerinde ve iddialı iklim faaliyeti, rekabetçi, kaynaklarını verimli kullanan, düşük karbonlu bir ekonomi ve dirençli bir toplum oluşturmak açısından gereklilik arz etmektedir.

Kaynakça

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu

https://sifiratik.gov.tr/

https://csb.gov.tr/

https://www.tuik.gov.tr/

https://www.mahfiegilmez.com/p/hititler.html

https://csb.gov.tr/arama?ara=iklim

http://haliccevre.com/images/mht/sanayininnedenoldugu.pdf

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/90738

https://www.tusiad.org/tr/tum/item/10637-avrupa-birligi-sinirda-karbon-duzenlemesi-ve-etkileri

https://www.escarus.com/karbon-vergisi-ve-emisyon-ticaret-sistemi

Tıkla Paylaş!

1 yorum

  • Selver Yüce dedi ki:

    Oldukça güzel noktalara değinmiş ve herkesin anlayabileceği şekilde anlatılması gayet başarılı. Ve tarih, sağlık, çevre, anlaşmalar gibi konularla ilgili örnekler verilmesi çok boyutlu bir sorun olduğunu dikkat çekmiş. Tebrik ederim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.