2021’de Çiftçilerin Beklentisi

2021’de Çiftçilerin Beklentisi

Ocak 5, 2021 Kapalı Yazar: Özlem KIRGEL

Emekli bürokratlarımızdan Sami Özer çiftçilerimizin beklentileri üzerine çok başarılı tespitlerde bulunmuş. Polatlıda çiftçilik ile uğraşılarını sürdüren Sami Özer’in yazısını sizlerle paylaşmak istedik.

2020 yılında dünyaca mücadele edilen Covid-19 salgını, pandemi sürecinde sağlık sektöründen sonra en çok konuşulan ve gündeme gelen tarım sektörü olmuştur. Güvenilir gıdaya sürekli ve spekülasyonlardan uzak, makul fiyatlarla ulaşımın sağlanması için ülkemizin başta stratejik tarımsal ürünlerde kendi kendine yeter duruma gelebilme hedefi herkes tarafından benimsenmiştir. Küresel ısınma, iklim değişikliği ve dünyada artan nüfus ülkelerin yükselen gelir seviyeleri. Artan farklı beslenme ihtiyaçları, tatlı su kaynaklarındaki azalma, köyden kente göç,  tarım arazilerin imar veya farklı sebeplerle kaybedilmesi gibi gündemdeki temel konular ışığında, hepimiz için zor geçen 2020 yılını geride bırakırken, ülkemizde tarım sektörünün yaşadığı sorunları ve çözüm önerilerimizi yalın bir şekilde özetleyerek açıklamaya çalıştım.  

2021 yılı ve sonrası için çiftçilerin dikkat çektiği sorunlar ve çözüm önerileri şu şekilde sıralanıyor:

1- Enflasyonla mücadele kapsamında, gıda enflasyonunu düşürmek için üretici fiyatları yerine üretim maliyetlerini düşürücü önlemler alınmalıdır. Tarımsal girdilerin fiyatları yakından takip edilerek, haksız kazanç veya spekülatif artışlarda Tarım Bakanlığı, müdahil olarak gerekirse Rekabet Kurumu devreye sokulmalıdır. İlgili kurumlar tarafından, çiftçimizin menfaatini koruyacak, haksız rekabeti önleyecek tedbirler alınmalıdır.

2- İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinde oluşturulan bilim kurulu, yapmış olduğu tespitler ve tavsiyeleriyle takdir toplamıştır. Tarım sektörü için de işin pratiğini bilen bilim insanları, sanayiciler, çiftçi temsilcileri ve bürokratlarımızdan oluşacak bir kurul, uzun vadeli tarım sorunlarına daha akılcı çözümler üretecek Bakanlık nezdinde bilim kurulu oluşturulmalıdır.

3- Küresel ısınmanın etkisiyle iklim değişikliği ve tatlı su kaynaklarımızın azalma riski Türk tarımının önündeki en büyük ortak sorundur. Su kaynaklarımızın yüzde 70’inin kullanıldığı tarım sektöründe geleceğimizin emaneti suyumuzu tasarruflu kullanmaya yönelik eğitici, teşvik edici, yönlendirici uygulamaları hayata geçirerek, her türlü tarımsal destek, sübvansiyonlu kredi ve tarımsal yatırım teşviklerinde suyu doğru tekniklerle ve tasarruflu kullanma ön şart haline getirilmesi için zorunlu ve zorlayıcı tedbirlerin alınması gerekmektedir.

4- Tarım ve Orman Bakanlığımızın 2021 yılında sulama yatırımlarına öncelik vereceği açıklaması sektörümüz açısından memnun edici bir gelişme ve takdirle karşılanmaktadır. Ancak yeni tarımsal sulama yatırımlarında çağın gerekleri de göz önüne alınarak su ve enerji tasarrufu sağlayacak yeraltı kapalı sistem basınçlı sulamaya geçilmesi daha da uygun olacaktır.

5- Türkiye’de tarım hakkında açıklanan verilerin güvenilir olmaması, karar alma ve projeksiyon yapmayı da zorlaştırmakta ve hatta kimi zaman yanlış kararlar almaya da sebep olmaktadır. Doğru tarımsal istatistiklere ulaşmak için gelişmiş ülkelerin tarımsal veri toplama metotları da incelenip, her türlü teknolojiyi devreye sokarak, tarımında doğru verilere ulaşmalıyız. Bir ürünü ölçemezsek kontrol edemeyiz, kontrol edemezsek yönetemeyiz.

6- Ülkemiz farklı coğrafi ve iklim koşullarında her çeşit ürünün üretilmesine imkan veren önemli bir tarım ülkesidir. Her bölge ve ürünün farklı sorunları olabilmektedir. Bu sorunların en akılcı şekilde çözülmesi, işin içinde olan sivil toplum kuruluşları ve çiftçi temsilcileriyle görüşülerek, kaynağından doğru bilgi almakla olur. Tarım ve Orman Bakanımız ve ilgili bürokratlarımız ile çiftçiyi temsil eden kuruluşların daha sık ve düzenli bir araya gelmesi sorunların çözümünü hızlandıracaktır. (Bakanlıkça kurulacak tarım ve çevre ajansı kanunu vb.)

7- Çiftçilik; her türlü iklim şartında, zaman ve mesai şartlarının diğer sektörlere göre farklı olduğu, doğayla iç içe yapılan zor bir meslektir. Tarım sektöründe çalışan sürekli tarım işçileri ve işverenlerin arasındaki çalışma ve sosyal güvenlik şartlarının düzenlendiği Tarım İş Kanunu, günümüz şartlarına göre yeniden tartışılarak hazırlanmalı ve hayata geçirilmelidir.

8- Tarımsal desteklemeler, tarımın desteklenmesi gerekliliği ve bunun da kanuna bağlanarak her yıl açıklanması tarım sektörümüz için önemlidir. Ancak bu desteklerin, tarımın içinden gelen çiftçiler ve temsilcileriyle görüşülerek etki analizleri yapılmalıdır. Çiftçi refahına katkıları ayrıntılarıyla tek tek ele alınarak, sadeleştirilmeli, gereksiz ve etkisiz olanlar kaldırılmalı, mevcut destekleme bütçesi artırılarak daha etkili kullanılmalıdır.

9- Tarımsal destekler yılın başında açıklanarak ekim planlamasıyla ülkenin ihtiyacı olan ürünlerin ekimi teşvik edilmeli ve bir sonraki ürün tohum tarlaya düşmeden, çiftçinin üretim maliyetleri için nakit ihtiyacının en çok olduğu zamanda ödenmelidir.

10- Tarımsal desteklerden kesilen yüzde 2 ile 4 oranındaki stopaj vergisi Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığımızın yapacağı görüşme ile kaldırılmalı ve desteklemeler çiftçilerimizin hesabına kesintisiz olarak yatırılmalıdır.

11- Tarım kesiminde artan borçlanma ve takibe düşme oranlarındaki yükseliş, çiftçimizin maliyet ve satış fiyatları arasındaki makasın daraldığı, kar oranlarının düştüğü ve hatta zarar ettiğinin göstergesidir. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinde takibe düşen 2020 ve 2021 borçlarının ertelenmesi ve 5 yıl vadeye bölünerek tahsil edilmesi, kefaletle kredi kullanan küçük çiftçimiz için sosyal bir gereklilik haline gelmiştir.

12- Kooperatifçilik, özellikle tarım sektöründe dağınık yapıdaki küçük çiftçilerin güçlerini birleştirerek toplu alım ve satış yaparak maliyetlerini düşürmeleri ve katma değer yaratmaları açısından kabul görmüş bir ekonomik modeldir. Kooperatifçilik ülkemizde Cumhuriyetin ilk yıllarında başlamıştır. Az sayıda da olsa başarılı örnekleri olmasına rağmen yaygınlaşmaması ve başarısız olmasının temel nedeni kooperatiflerin yanlış yönetilmesidir. Kooperatifçiliğin gelişmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı ilgili sivil toplum kuruluşlarının da görüşünü alarak, ortak bir çalışmayla tarımsal kooperatiflerin kuruluş ve yönetimleriyle ilgili kanunu ve yönetmelikleri yeniden düzenlemeli ve yöneticilerine mutlaka tüm şahsi varlıklarıyla sorumluluk getirilmelidir.

13- Tarım Kredi Kooperatifleri, çiftçimiz için önemli ve gerekli bir kuruluştur. Ziraat Bankasıyla aynı hazine desteğini almasına rağmen daha yüksek faiz oranı, masraf ve komisyon uygulayarak, piyasadaki en büyük alıcı konumunda olmasına rağmen gübre ve zirai ilacı çiftçimize daha pahalıya satarak küçük üreticilerimizin tepkisini çekmektedir. Tarım Kredi Kooperatiflerinin yönetim organizasyonu, kooperatif, bölge birliği, hizmet büroları, depoları ve iştirakleriyle yeniden yapılandırılarak işletme maliyetlerini düşürecek tedbirler alınmalı ve ortaklarına piyasa fiyatlarının altında girdi sağlamalı ve üretilen ürünlere katma değer yaratılmalıdır.

14- Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), piyasa düzenleyici görevi nedeniyle çiftçinin destekçisi, sanayici ve tüketicinin ise güvenidir. TMO değişen piyasa şartları ve enflasyona göre açıkladığı alım fiyatları aylık olarak güncellenmelidir. Aksi halde bu yıl olduğu gibi açıklanan buğday ve arpa fiyatı piyasanın altında kaldığından, gerekli alımı yapamayarak ithal etme durumunda kalabilmektedir. TMO, alım fiyatlarıyla birlikte aylık satış fiyatlarını da açıklamalı, randevulu mal alımları kolaylaştıracak ve önünü açacak tedbirleri almalıdır.

15- Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında tarımsal ürün ihracatındaki hedeflere ulaşmak için ihraç ettiğimiz tarım ürünlerimizde tek pazara bağımlılığı önlemek, yeni ve zengin pazar arayışına girmek, ihracatın artarak sürekli olması ve ürettiğimiz ürüne katma değer yaratılması önemli bir husustur.

16- Süt Hayvancılığıyla uğraşan çiftçilerimizin üye oldukları birlik ve kooperatiflerin sayıca çok ve dağınık yapıda olması, sektöre zarar vermektedir. Damızlık sığır yetiştiren ve süt üreten bir çiftçinin üye olması gereken kurumsal bir üst birlikte tek bir çatı altında toplanarak, gerekli denetim ve kontrollerinin yapılması ve birbirlerine adeta rakip hale gelen gereksiz birlik ve kooperatifler kapatılmalıdır.

17- Tarımsal amaçlı kullanılan elektrik birim fiyat tarifesi, dağıtım şirketlerinin özelleşmesiyle diğer tarifelerden farksız hatta daha pahalı hale gelmiştir. Tarımsal üretim maliyeti içinde önemli bir yer tutan tarımsal elektrik fiyatlarına müdahale edilerek indirim uygulanmalı, tarım ve hayvancılıkla ilgili elektrik faturaları Ziraat Bankasında otomatik ödemeye alınması şartıyla hazine destekli sıfır faizli kredi ile aylık ödenerek, çiftçimizden yıl sonunda tahsil edilmelidir.

18- Dünyada hücresel, dijital, dikey ve hassas tarım gibi konularla geleceğin tarımı tartışılıp, çevreyi koruyan, sağlıklı ve yüksek verimli tarımsal üretim modelleri dizayn edilmeye çalışılırken, ülkemizde yaklaşık yüzde 17 olan tarım nüfusumuzun milli gelirden aldığı yüzde 7 payla çiftçimizin ayakta kalması ve geçim derdine çare bulması giderek güçleşmektedir. İhtiyacımız olan stratejik ürünleri, dışarıya bağımlı olmadan, toprak, su ve iklim koşullarına göre en verimli şekilde üretmek için tarımsal politikalarımızı ve üretim önceliklerimizi, uzun vadeli, siyaset üzeri düşünerek belirlemeliyiz.

Sonuç olarak; Tarım kesiminin kronikleşen sorunlarına, güçlü bir siyasal iradeyle, radikal ve kalıcı çözümler getirilmeli, tarımda aynı sorunları konuşma kısır döngüsünden kurtulup, bizler de ülkemizde geleceğin tarımını dizayn etmeliyiz.  Bunun için öncelikle Tarım ve Orman Bakanlığı nezdinde tarımı ve çevreyi de içine alan bir kanun ile tarım ajansının kurulması ile zorunlu olan denetim ve planlamaların güncellenerek derhal uygulamaya konulması sağlanacaktır. Diğer bir konu ise; Büyükşehir kanunu ile köyden mahalleye dönüşen köylerimizi eski statüsüne kavuşturmalı ve/veya ilçe merkezlerine göre ilçelerin 1/25000 ölçekli plan sınırlamasına uygun mahalle veya köy olacakların tespitinin yapılması ile eski il özel idare görevlerini de ilçe yerel yönetimlerine verilmesinin uygun olacağı kanaatindeyim.

                                                                                            Sami ÖZER

Tıkla Paylaş!